top of page

Başarılı kararlar, başarısız sonuçlar

  • Yusa
  • 9 Ağu
  • 2 dakikada okunur

Uzun bir aradan sonra herkese selamlar... Açıkçası yeni bir blog yazısı yazabilmek için epeydir bir arayış içerisindeydim. Yazmaya kıymet göreceğim bir tespit, rahat rahat ahkam kesebileceğim kadar önemli ve benimle bağdaşık güncel bir olay arıyordum. Üzerine çok uzun süredir düşündüğüm bir fikir hakkında yazmak istedim. İnsanlar ve toplum, alınan kararları yalnızca sonucuna bakarak değerlendirmek gibi bir yanılgıya düşüyor. Bu durum ilk kez, bilmem kaç ay önce benim verdiğim bir kararın sorgulanmasıyla dikkatimi çekti. Aldığım kararın kesinlikle doğru olduğuna inanıyordum. Birtakım aksilikler yaşandı ve başarısız oldum. Her başarısızlıktan sonra olduğu gibi içime çekildim, kendimi sorgulamaya başladım. Nerede, neyi yanlış yaptım diye. Düşündüm ve sonunda 'ulan başarısız olduysa oldu, şimdiki aklım olsa yine aynı kararı alırdım, o anda mantıklıydı çünkü' dedim. Bir konuda bir karar aldığında, bu kararın sonuçları ortaya çıkana kadar insanlar yorum yapmaktan kaçınır. Sonuç başarısız olursa, sakladıkları tüm kötü eleştirileri birden suratına boşaltırlar. Sonucun başarısız olduğu, kararın mantıksız olduğu anlamına gelmez. Ama elbette bunu düşük zekalı insanlara açıklayabilmek zor bir zanaat. Burada bir ikileme düşeriz: Kararın doğruluğunu sonuca göre mi yoksa kararın alındığı koşullara ve nedenlere bakarak mı değerlendirmeliyiz? Bunu daha rahat özümseyebilmek için birkaç tane örnek vereceğim. Takımını bok gibi bir kadroyla çıkaran bir teknik direktör, maçı kazanırsa doğru bir kadro seçtiği anlamına mı gelir? Daha da artıralım, tüm birikimini rulette kırmızıya bastın. Kazandın, parayı ikiye katladın. Tüm birikimini kumara gömmek mantıklı bir karar mıydı? Bir kararın sonucu, o kararın doğruluğunu tartışırken belki de en son bakmamız gereken kısımdır. Bir kararın doğruluğunu değerlendirebileceğimiz birkaç tane faktör vardır: alınan karar esnasındaki koşullar, kararın alınma sebebi, kararın risk-ödül oranı - yani bu kararı alırken neyi risk ediyoruz, karşılığında neyi alacağız -. Okullarda, çocukların temiz ve açık zihinlerine, bir yıl sonra unutulacak ve hayatın hiçbir alanında kullanılmayacak birçok gereksiz bilginin aktarılmasını bu nedenle eleştiriyorum. Bir çocuğu alıp on iki yıl eğitiyorlar, ancak mezun olduğunda, yani tiyatro salonundan çıkıp gerçek hayata atıldığında bocalamasının en önemli sebeplerinden biri, onlara doğru ve adil karar almayı, doğru risk almayı öğretmemeleridir. Şimdi elbette şu detayı atlamamak gerekir: Yüzde yüz mantıklı bir karar yoktur, her kararın mutlaka pozitif ve negatif yönleri vardır. Bu konuda sadece doğru karar alma becerisi yeterli kalmaz, doğru risk yönetimi becerisi de devreye girer. Risk yönetimi, tam da bu sebeple yalnızca borsa ile ilgilenenlerin değil, herkesin öğrenmesi gereken bir kavramdır. Ama çocuklar, gerçek hayata ilişkin bir eğitim verilmeden, mezun ediliyor. Hepsi bilim adamı olacakmış gibi. Ancak bu yazının konusu bu olmadığı için bu bölümü uzatmayacağım. Toparlayalım, özellikle kendinizi eleştirirken, başarısızlığınızı ya da başarınızı tartarken, sonuca değil sürece odaklanın. O an, o kararı vermek mantıklı mıydı, diye sorun: cevabınız evet ise başarılı kararların, bazen başarısız sonuçlar getirebileceğini hatırlayın. Başarılı kararların başarısız sonuçlar, başarısız kararların da nadir de olsa başarılı sonuçlar getirebileceğini de ;)













 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
netnistan blog'da neler olacak?

netnistan, Mayıs 2024 itibarıyla topluluk üyeleri ile gündemi konu alan blog içerikleri üretecek. 7 yılın üstünde toplum ve siyasete dair...

 
 
 

Yorumlar


E-posta listemize kaydolun

E-posta listemize üye olun

Üye olduğunuz için teşekkürler, Blog yazılarımızı e-posta adresinize göndereceğiz.

Öneri ve görüşleriniz için

iletisim@netnistan.com

İletişim kanallarımız

  • Instagram
  • Youtube

© 2017

bottom of page